 
"
»Direksiyon
Dersi Eğitim Aracımız 
|
Güvenli Sürüş
Sürüş güvenliği
:Sürüş güvenliği,
tekerlek süspansiyonu,
yaylanma, yönlendirme ve
frenleme yetenekleri
bakımından, uyumlu
süspansiyon tasarımının
sonucudur ve en
avantajlı dinamik taşıt
davranışını
yansıtmaktadır.
Günümüzün modern
taşıtlarının direksiyon
sistemleri, beklenmeyen
yönlendirme düzeltmeleri
olmaksızın taşıtın kolay
ve güvenli olarak
yönlendirilmesini,
direksiyon serbest
bırakıldığında da
tekerleklerin tekrar düz
duruma gelmesini
sağlayabilmektedir.
Yönlendirme kararlılığı
konusunda yapılan bir
başka çalışma ise, dört
tekerlekten
yönlendirmedir. Arka
tekerleklerin, yüksek
hızlardaki ani yön
değişikliklerinde ve
virajlardaki aşırı
yönlendirilmesini
önlemek üzere, 1 - 2
derece kadar
yönlendirilmesi
gerekmektedir. Bu küçük
dengeleme, tutunma
sınırına doğru önemli
bir güvenlik rezervi
sağlamaktadır (5).
Normal kullanımda taşıtı
güvenli ve düzgün bir
şekilde yavaşlatmak veya
durdurmak üzere
kullanılan servis
frenleri, kaza riski
olan durumlardaki acil
frenleme (panik
frenlemesi)
durumlarında, taşıtı en
kısa mesafede, doğrultu
ve yönlendirme
kararlılığı kaybolmadan
durdurabilmelidir.
Günümüzün modern
taşıtlarında, kaygan
satıhlardaki acil
frenleme dahil,
frenlemenin mümkün olan
en kısa mesafede,
doğrultu ve yönlendirme
kararlılığı kaybolmadan
başarılması için,
tekerlek kilitlenmesini
önleyici sistemler
(örneğin, ABS)
kullanılmaktadır. Bu
sistemlere, sistemin
daha da
geliştirilmesiyle, çekiş
kontrol yeteneği (anti-spin)
de kazandırılabilmekte
ve herhangi bir veya bir
çift tekerleğin (ön veya
arka) çekiş sırasında
kayması halinde, kayan
tekerlek veya
tekerleklerin
frenlenerek,
kaymalarının en aza
indirilmesi
sağlanabilmektedir.
2.3.1.2 Şartlara bağlı
güvenlik
Şartlara bağlı güvenlik,
titreşim, gürültü ve
iklim koşullarına bağlı
olarak, araçtakilerin
streslerini azaltmak
yoluyla, trafikteki
yanlış manevra
ihtimalini azaltmada
önemli bir faktördür.
Tekerlekler ve tahrik
elemanları tarafından
üretilen ve 1 den 25 Hz
'e kadar olan
titreşimler (titretme,
sallama, vb.),
araçtakilere, gövde,
koltuklar ve direksiyon
yoluyla ulaşmaktadır. Bu
titreşimler, yön, genlik
ve sürelerine bağlı
olarak az veya çok
etkilidir.
Koltuklar, sürüş
yorgunluğunu
olabildiğince
hissettirmeyecek biçimde
tasarlanmalıdır.
Taşıtın içindeki veya
çevresindeki rahatsızlık
verici gürültüler, iç
kaynaklardan (motor,
transmisyon, tahrik
şaftları, akslar) veya
dış kaynaklardan
(tekerlek/yol
gürültüleri, rüzgar
gürültüleri)
kaynaklanabilir ve hava
ya da taşıtın gövdesi
yoluyla iletilirler.
Taşıtlardaki gürültünün
azaltılması çalışmaları,
bir yandan daha sessiz
çalışan elemanların
geliştirilmesi ve
gürültü kaynaklarının
izolasyonunu (örneğin
motorun ses yalıtıcı
kılıf içine alınması),
diğer yandan da
gürültünün yalıtkan veya
ses önleyici
malzemelerle
sönümlenmesi konularında
olmaktadır.
Taşıtın içindeki hava
koşulları ise, esas
olarak, dış havanın
sıcaklığı ve nemi ile
yolcu mahallinden geçen
havanın debisi ve
basıncı tarafından
etkilenmektedir.
Günümüzün modern
taşıtlarında,
iklimlendirme (air
conditioning) sistemleri
kullanılarak, sürücü ve
araçtaki yolcuların bu
koşullardan olumsuz
yönde etkilenmeleri
önemli ölçüde
giderilmiştir.
2.3.1.3
Duyulara bağlı güvenlik
Sürücü, kendisine
çevreden sürekli ve
kararlı bir biçimde ve
genellikle görsel yolla
gelen bilgi akışı
içerisinde ilerlemek
durumundadır. Duyulara
bağlı güvenliği
iyileştirmek üzere,
taşıt üzerinde yapılan
çalışmalar özellikle
üzerinde yoğunlaşmıştır:
aydınlatma ve ışıklı
uyarı ekipmanları,
ses uyarı elemanları,
doğrudan veya dolaylı
görüş.
Aydınlatma ve ışıklı
uyarı ekipmanlarından
olan farlar, sinyaller,
fren lambaları, sis
farları, park lambaları,
cam ve far silecekleri,
vb. ile ses uyarı
elemanları, güvenlik
standardlarına uygun
olmalıdır.
Cadillac'ın uyguladığı
ultrasonik park
yardımcısı, taşıt geriye
giderken karşılaştığı,
arka tampondan 150 cm
uzaklığa kadar ve 25 cm
den yüksek oan sabit
objelere karşı sürücüyü
uyarmakta ve muhtemel
kazaların önlenmesine
yardım etmektedir (7).
Görüşle ilgili daha
fazla güvenlik için,
gösterge panosundaki
bilgilerin doğrudan
görüş alanına
getirilmesi amacıyla,
HUD (Head-Up-Display)
görüntü yansıtma
sistemleri
geliştirilmekte,
böylelikle göz
yükseltisinin, yol ile
gösterge panosu arasında
aşağı yukarı
değiştirilmesi, gözün
uzak ve yakın mesafelere
odaklanması
gerekmemektedir (5).
Taşıtın arkasındaki
trafiğin izlenmesi için
kullanılan iç ve dış
dikiz aynalarının
yerine, bu izlemenin
daha verimli
yapılabilmesi için,
kamera ve monitör
kullanımı konusunda
çalışmalar da
yapılmaktadır.
Cadillac'ın uyguladığı
infrared teknolojisi,
taşıtın farlarının
aydınlatma alanının
ilerisinde veya karşıdan
gelen taşıtların
farlarının aydınlatma
alanının arkasında
kalarak görünmeyen
nesnelerin ısıl
enerjilerini algılayarak
video görüntüsüne
dönüştürmekte ve erken
görüş sayesinde muhtemel
kazaların önlenmesine
yardım etmektedir (7).
Gösterge panosuna,
önümüzdeki yıllarda,
mesafe uyarı göstergesi,
önemli trafik
yönlendirme haber
göstergesi, uydu
iletişim sistemleri, vb.
eklenmesi de
gündemdedir.
2.3.1.4
Kullanım güvenliği
Sürücünün daha az strese
girmesi ve buna bağlı
olarak yüksek dereceli
sürüş güvenliğinin
sağlanması, sürücü
mahallinde yer alan
kontrol elemanlarının en
uygun biçim ve konumda
tasarlanması ve bunun
sonucu olarak taşıtın
kolay kumanda
edilmesiyle mümkündür.
Sürüş güvenliğinin
sağlanması konusunda
yapılan yeni bir
çalışma, güvenli takip
mesafesinin korunmasıyla
ilgili, "oto radar
sistemi" dir (8).
Bununla, uzun
yolculukların daha az
yorucu olması,
sürücüleri yoran ve kaza
riskinin yüksek olduğu
alacakaranlık ve yağışlı
havalardaki araç
kullanımı da
kolaylaşmaktadır. Radar
sistemi, aracın önünde
8° genişliğinde ve 150 m
boyundaki koni biçimli
bir alanın içerisinde
bulunabilecek 30 kadar
nesneyi algılayabilmekte
ve önceliği en yakındaki
nesneye vererek, hız ve
mesafe bilgilerini
kaydetmektedir. Daha
hızlı taşıtlar sorun
oluşturmadığından
(sollayan araçlar da
hızlıdır), sadece aynı
hızdaki ve daha yavaş
taşıtlar dikkate
alınmaktadır. Oto radar
sistemini kullanan
taşıt, sollama şeridine
çıkıncaya kadar
hızlanamamaktadır.
Sistemde otoyol için
belirlenmiş olan güvenli
takip mesafesi, 100 km/h
hızla seyreden taşıtlar
için 50 m dir. Benzer
bir sistem Mercedes
tarafından da
uygulanmaktadır (9).
Mecedes'in yakınlık
kontrol (Proximity
Control) sisteminde,
taşıtın ön ızgarasının
içine yerleştirilen
küçük bir radar sensörü,
yaklaşık 120 m mesafe
içerisinde ilerleyen
taşıtları algılayarak,
iki taşıt arasındaki
mesafeyi ve taşıtların
bağıl hızlarını
saniyenin kesirlerinde
hesaplamaktadır. Sistem
35 ... 150 km/h hızlar
arasında çalışmaktadır.
Radar ışınları çok kısa
bir sürede gidip
geldiğinden, sistem
öndeki taşıtın hızındaki
ani değişikliği
algılayabilmekte ve
frenleme ile buna uygun
yavaşlama sağlamaktadır.
Koşullar bilgisayarın
başa çıkamayacağı kadar
çok riskli hale
geldiğinde ise, sürücüyü
frenleme yapması için
uyarmaktadır.
2.3.2 PASİF GÜVENLİK
Pasif güvenlik, bir kaza
ile karşılaşılması
durumunda, kazanın
olumsuz sonuçlarını
olabildiğince azaltmak
amacıyla yapılan bütün
yapısal ve tasarım
özelliklerini
kapsamaktadır. Pasif
güvenliği aşağıdaki alt
başlıklarda incelemek
mümkündür.
2.3.2.1 Dış güvenlik
"Dış güvenlik" terimi,
taşıt tarafından
çarpılan yayalar,
bisiklet ve motosiklet
sürücülerinin
yaralanmalarını en aza
indirmek için taşıta
kazandırılması gereken
tüm tasarım
özelliklerini kapsar.
Dış güvenliği belirleyen
başlıca faktörler;
Taşıt gövdesinin
deformasyon davranışı ve
Taşıtın dış biçimidir.
Buradaki temel amaç,
taşıtın dış kısmının
birinci dereceden
çarpışmayı (taşıtın
dışındaki kişileri ve
taşıtın kendisini içeren
çarpışma) en aza
indirecek biçimde
tasarlanmasıdır.
Taşıt tarafından
çarpılan yayalardaki en
ciddi yaralanmalar,
taşıtın ön tarafının
çarptığı kişilerde
görülmektedir. İki
tekerlekli taşıtlar ve
binek otomobillerini
içeren kazaların
sonuçları, binek
otomobillerinin
tasarımında dikkate
değer doğal enerji
bileşenleri
kullanılması, yüksek
koltuk pozisyonu ve
temas noktalarının
genişletilmesiyle çok az
da olsa
iyileştirilebilmektedir.
Binek otomobillerine
uygulanan bu tür tasarım
özelliklerinden bazıları
şunlardır:
Hareket edebilir ön
farlar,
Gizlenmiş, durabilir cam
silecekleri,
Gizlenmiş yağmur
olukları,
Gizlenmiş kapı kolları,
Katlanabilir yan dikiz
aynaları,
Esnek tamponlar.
Trafikte çok çeşitli
boyut ve özellikteki
taşıtlar bir arada
seyretmek durumunda
olduğundan, hafif ve
ağır taşıtlar arasında
kazaların olması da
kaçınılmazdır. Bu
taşıtlar arasındaki
kütle, boyutlar ve
yapısal katılık
farklılıkları nedeniyle
küçük taşıtların
aleyhine olan
dengesizliğin sonucu
olarak, hafif taşıtların
hasar riski daha yüksek
olmaktadır.
Tasarımla ilişkili dış
güvenliği geliştirmek
amacıyla ticari
taşıtlara, ön ve
arkadakilere ilave
olarak, Şekil 2'de
görüldüğü gibi yanal
koruyucu saptırma
elemanları
yerleştirilerek; küçük
taşıtların, motosiklet,
bisiklet sürücülerin ve
yayaların bu taşıtların
altına girmeleri
önlenmeye
çalışılmaktadır.
|
Şekil 2 Yanal
koruyucu
saptırma
elemanları |
| |
|
2.3.2.2 İç
güvenlik |
|
"İç güvenlik"
terimi, bir kaza
durumunda,
taşıtın
içerisindeki
kişilere etki
eden ivme ve
kuvvetleri en
aza indirecek,
onlara yeterince
hayati hacim
sağlayacak ve
kazadan sonra
onları taşıtın
dışına çıkarmada
kritik öneme
sahip
elemanların
çalışmasını
garanti edecek
önlemleri
kapsar. Taşıtın
içerisindeki
kişilerin
güvenliğini
etkileyen önemli
faktörler
şunlardır: |
|
Taşıt gövdesinin
deformasyon
davranışı, |
|
Yolcu kabininin
dayanımı,
çarpışma
sırasında ve
sonrasındaki
hayati hacmin
büyüklüğü, |
|
Engelleme
sistemi, |
|
Çarpma alanları
(taşıtın iç
kısmı), |
|
Direksiyon
sistemi, |
|
Taşıtın
içindekilerin
kurtarılması, |
|
Yangından
korunma. |
|
İç güvenliğin
önemini
vurgulamak
amacıyla, sabit
bir duvara 80
km/h hızla
çarpan bir
otomobildeki
yaklaşık 0,15
saniye süren bir
kaza sırasında
cereyan eden
olaylar önek
olarak
verilmiştir
(10). |
|
0,026. s : Ön
tamponlar araca
gömülür. Araç,
ağırlığının 30
katı kadar bir
kuvvetle
frenlenir. Eğer
emniyet kemeri
ve hava yastığı
kullanılmıyorsa,
taşıttaki
yolcular kabin
içerisinde 80
km/h hızla
hareketlerine
devam ederler. |
|
0,039. s :
Sürücü, koltuğu
ile birlikte 15
cm öne
fırlamıştır. |
|
0,044. s :
Sürücü, göğüs
kafesiyle
direksiyona
çarpar. |
|
0,050. s : Taşıt
ve içindekiler
üzerine etkiyen
yavaşlatıcı
ivme, ~80 g (g:
yerçekimi
ivmesi, 9,81
m/s2) ye ulaşır,
(uçuş
simülatörlerinde
yapılan
denemelerde 6
g'lik bir
ivmenin
etkisinde kalan
bir pilotun
yüzündeki tüm
etlerin geriye
doğru çekildiği,
kemiklerinin
fırladığı
görülmüştür).
Yani, taşıt ve
içindekilerin
üzerine,
ağırlıklarının
~80 katı kadar
kuvvetler etki
etmektedir. |
|
0,068. s :
Sürücü, ~9
tonluk bir
kuvvetle
gösterge
paneline çarpar. |
|
0,092. s :
Sürücü,
yanındaki yolcu
ile birlikte,
aynı anda
kafasını ön cama
çarpar.
Sürücünün
yanındaki yolcu,
bu çarpma
sonucunda
kafasından
ölümcül bir yara
alarak dışarıya
fırlar. |
|
0,100. s :
Direksiyon
simidi
tarafından
tutulan sürücü,
tekrar aracın
içine düşer. O
anda ölmüştür. |
|
0,110. s : Araç
yavaşça geri
çekilmeye
başlar. |
|
0,113. s :
Sürücünün
arkasında oturan
yolcu (emniyet
kemeri yoksa),
sürücünün
seviyesine kadar
yükselir ve
kafasıyla ona
sert bir darbe
yaparken, aynı
anda kendisi de
ölümcül biçimde
yaralanır. |
|
0,150. s : Cam
ve çelik
parçaları yere
düşer, tekrar
sessizlik egemen
olur. |
|
Görüldüğü gibi,
0,2 saniyeden
daha kısa bir
süre içerisinde
her şey
bitmektedir.
Ortaya çıkan
enerjinin, 1 ton
ağırlığındaki
bir otomobili,
yaklaşık 30 m
yukarıya
fırlatabilecek
boyutlarda
olduğu ifade
edilmiştir. |
|
Sürücü ve yolcu
sınırlama
sitemlerinin
amacı, çarpışma
anında sürücü ve
yolcunun araç iç
parçalarına
çarpmasını
engellemek ve
herhangi bir dış
ve iç
yaralanmaya
sebebiyet
vermemek üzere
hareketlerini
sınırlamaktır.
Bu amaçla,
özellikle
elastiki ve
plastik uzama
kapasiteli
modern emniyet
kemerleri ve
bunlarla
birlikte
kinematik hava
yastıkları
kullanılmaktadır. |
|
Emniyet
kemerlerinin
güvenlilik ve
verimlilikleri
gerçek kazalarda
kanıtlanmış
olmakla
birlikte,
geliştirilmeleri
henüz
tamamlanmamıştır.
Çarpışma anında
kemerlerin
gerilmesi ile
optimum koruma
elde
edilmektedir.
Gevşek emniyet
kemerlerinde,
kemer gerilene
kadar
kullananların
hareketleri
engellenememektedir.
Klasik emniyet
kemerlerinin,
yapılarından
kaynaklanan ve
etkinliklerini
sınırlayan şu
eksiklikleri
bulunmaktadır: |
|
1. Emniyet
kemerine bir
çekme bırakma
hareketi
uygulandığında,
bu hareket,
kayışın bobin
üzerine
yığılmasına
neden olabilir.
Ciddi darbe
anında kayış
kilitlense de,
sürücü kayış
sıkışana kadar
öne doğru
hareket eder.
Dolayısıyla
gereksiz yere
sürücünün
kafasının
direksiyon ve
gösterge
paneline
yaklaşmasına
izin verir. |
|
2. Belirli bir
rahatlığı
sağlamak
amacıyla, vücut
ve kayış
arasında bir
miktar boşluk
bırakmak
kaçınılmazdır.
Bu boşluğun
etkisi, 1 no'lu
maddeyle
aynıdır. |
|
Klasik emniyet
kemeri
sistemleri
kullanıcılar
tarafından
çalıştırılırken,
Şekil 3 'te
görülen ön
gergili otomatik
sistemler, yolcu
müdahalesi
olmaksızın
birkaç
milisaniyede
fonksiyonel hale
gelirler.
Yeterli düzeyde
bir ön darbe
sırasında,
genellikle orta
konsol içine
yerleştirilmiş
olan elektronik
beyin, ön
koltukların
emniyet kemerini
sıkıştıran ön
gerdirme
mekanizmasını
(Şekil 4)
harekete geçirir
ve üç noktadan
sınırlayan
sistem otomatik
olarak geri
çekilerek
optimum koruma
sağlanır.
Emniyet
kemerleri tek
elle bağlanıp,
çözülebilmelidirler. |
|
Şekil 4 Ön
gergili emniyet
kemeri gerdirme
sistemi (12) |
|
Şekil 5 'teki
eğriler, % 5, %
50 ve % 95 lik
test mankenleri
(dummy) ile
yapılan çarpma
testleriyle
belirlenmiş
yolcuların
kinetik
enerjilerinin
değişimini
göstermektedir.
Yolcuların
kinetik
enerjilerinin
bağıl hızın
karesinin
fonksiyonu
olması
nedeniyle,
koruyucu
sınırlayıcıların
kazanın ilk
anlarında
uygulanmasının
avantaj
sağladığı ifade
edilmektedir
(13). Elektronik
beyinin
sarsıntılardan
etkilenmeyecek
biçimde
düzenlenmesiyle,
taşıt
ivmelenirken
meydana
gelebilecek
gerilme
önlenebilmektedir.
Bu ise,
özellikle yüksek
hızdaki çarpma
durumlarında çok
büyük önem
kazanmaktadır. |
|
Şekil 5 Çarpma
sırasında
yolcuların
kinetik
enerjilerinin
değişimi (13) |
| |
|
Günümüzde
kullanılmakta
olan gerilmesi
sınırlandırılmış
emniyet
kemerleri,
çarpışma
sırasında araç
hızının aniden
sıfıra düşmesi
sonucunda, ön
koltuklarda
oturanların
göğüs ve
kalçalarının
emniyet
kemerlerinin
sıkmasından çok
fazla
etkilenmemeleri
için, oluşan
kuvveti
sınırlayan ve
kısa bir zaman
aralığına yayan
sarma/kilitleme
sistemiyle
donatılmaktadır
(12). |
Hava yastıkları,
emniyet
kemerlerini
tamamlayıcı
olarak
geliştirilen
pasif güvenlik
elemanlarıdır,
Şekil 6. Sistem,
aracın yavaşlama
ivmesini
hesaplayan kendi
elektronik beyni
tarafından
yönetilir.
Elektronik
beyin, yeterli
düzeyde bir ön
darbe olduğunda,
sürücü için
direksiyon
simidi içine,
sürücünün
yanında oturan
yolcu için de
torpido gözüne
yerleştirilmiş
olan ve her
ikisinin
kafalarını
koruyacak
biçimde şişen
hava
yastıklarını
harekete
geçirir. 60
litrelik bir
hava yastığının
dolma süresi
yaklaşık 40 ms
dir.
|
Şekil 6
Sürücü
ve yolcu
hava
yastıkları
(11) |
|
Hava
yastığındaki
olumsuzlukları
gidermek
üzere
sisteme
eklenen
koltuk
ağırlık
algılayıcı
(sensör),
çocukların
ve
minyon
yapılı
yetişkinlerin
korunması
için,
belirli
ağırlığın
(örneğin
30 kg)
altındaki
yolcu
ağırlıklarında
hava
yastığını
işlemez
duruma
getirmektedir.
Zayıf
bayanların
ve ağır
gençlerin
koltukta
ne
biçimde
oturduklarının
algılanması,
halen
zorlukları
oluşturmaktadır.
Ayrıca,
hava
yastığının
etkin
kontrolü
için,
kemerin
bağlanıp
bağlanmadığının
ve
çarpışmanın
şiddetinin
dikkate
alınması
da
düşünülmektedir.
Temel
fikir,
günümüzde
kullanılmakta
olan iki
kademeli
şişiricilerin
basınç
artışının
daha
olumlu
kontrolüdür. |
Yolcu
sınırlama
sitemlerinin
önemli
bir
parçası
da,
çarpışma
sırasında
vücudun
alt
kısımlarının
enerjisinin
absorbe
edilmesi
için
kullanılan
diz
yastığıdır.
Ayrı diz
yastığı,
sistemin
karmaşıklaşmasına
ve fiyat
artışına
yol
açtığından,
daha
ucuz ve
basit
bir
çözüm,
Şekil 7
'de
görüldüğü
gibi,
aşağıya
monte
edilen
yolcu
hava
yastığı
(LMPAB)
sistemine
bir diz
yastığı
eklenerek
elde
edilmiştir
(13).
| Şekil 7 Diz yastığı eklenerek geliştirilmiş yolcu hava yastığı (13) |
| Hava yastığı ve emniyet kemerinin tek başına ve birlikte kullanılmaları durumundaki yaralanma riskleri, hava yastığıyla % 18, emniyet kemeriyle % 42, ikisinin birlikte kullanılmaları durumunda ise, % 46 kadar azalmaktadır (15). |
Yeni model taşıtlarda, yanal çarpmalara karşı koruma sağlayan yanal hava yastıkları veya Şekil 8 'de görüldüğü gibi, şişirilebilen koruyucu yan hava perdeleri de kullanılmaya başlamıştır. Yanal hava yastıkları, sürücü ve yolcunun kolunun yastıkla kapı arasında sıkışma riskini de önleyecek biçimde düzenlenmektedir.
| Şekil 8 Koruyucu yan hava perdeleri (16) |
| Boyun kırılması gibi, arkadan çarpmalardaki darbe hasarlarını azaltmak üzere kafayı destekleyen boyunluklar kullanılmaktadır. Hasar riskini daha da azaltmak amacıyla, Opel tarafından, kaza sırasındaki işleyişi Şekil 9'da açıklanan aktif boyunluklar kullanılmaya başlamıştır (17). |
| Şekil 9 Aktif boyunluk (17) |
| Volvo, arkadan çarpmalarda görev yapan bir koruma sistemini (WHIPS - whiplash protection system) Mayıs 1999'dan itibaren uygulamaya almıştır. Arkadan çarpmalarda sistemin koltuğu gövdenin geriye doğru hareketini izlemektedir. Böylelikle, gövdenin üst kısmı ile kafa birlikte ve paralel olarak hafifçe ve dengeli bir biçimde geriye doğru gideceğinden, gövdedeki gerilmeler azaltılmaktadır. Koltuğun arkası daha sonra geriye/aşağıya doğru alçaltılarak, geriye fırlamaya ve tehlikeli kırbaçlama hareketinin riskine karşı gelmektedir (16). |
| 2.3.2.3 Taşıt gövdesinin deformasyon davranışı |
| Amerika'da 1966 yılında yürürlüğe giren Motorlu Taşıtlar Güvenlik Kanunu'ndan sonra, bir dizi yasal kısıtlamalar getirilmiştir. Bunlardan en iyi bilineni, bir otomobilin sabit bir bariyere 48.3 km/h (30 mil/h) hızla önden çarpması durumunda, yolcuların hayati tehlike oluşturacak boyutta yaralanmamaları şartıdır. Model onayının alınması yapılan çarpma testleri ve diğer testlerde karşılanması zorunlu olan şartlar aşağıda açıklanmıştır(5): |
| Baş yaralanma kriteri (HIC - Head Injury Criterion); Baş yaralanma kriterinin belirlenmesinde baş ivme değerleri kullanılmaktadır ve müsaade edilebilir maksimum ivme değeri HIC < 1000 m/s2 değeriyle sınırlandırılmıştır. |
| Göğüs yaralanma kriteri; göğüs kafesinin müsaade edilebilir maksimum ivmesi, 60 g/3ms olarak sınırlandırılmıştır. |
| Bacak yaralanma kriteri; kalçaya etki eden kuvveti 10 kN olarak sınırlandırılmıştır. |
| Diğer genel şartlar şunlardır (5): |
| Yakıt deposunda sınırlı sızıntı olabilir, |
| Çarpma sırasında kapılar açılmamalıdır, |
| Çarpmadan sonra kapılar yeterince açılabilmelidir, |
| Ön camın koruduğu bölgeye taşıt parçaları girmemelidir, |
| Direksiyon simidinin yatay kayma miktarı, < 10 cm olmalıdır, |
| Yolcu mahallindeki kapaklar açılmamalıdır, |
| Hayati hacim boyutları küçülmemelidir. |
| Bu şartların tamamlayıcısı olarak, darbe durumunda enerji absorbe edebilme özelliği bulunan ön yapı, belirli ve olabildiğince düzgün bir yavaşlama ivmesine sebep olmalıdır. Yolcu bölümü ise, mümkün olabildiğince sağlam ve şekil değişimine karşı dirençli olmalıdır. Eskinin ağır gövdeleri yerine, günümüzde uzay kafes (SF-space frame) sistemine göre üretilmekte olan yüksek dayanımlı profillerden yapılan hafif gövdeler ve çarpışma anındaki darbe kuvvetinin yolcu kafesine ulaşmadan sönümlenmesi için eklenen ön deformasyon kuşakları, Şekil 10'da da açıklandığı gibi, çarpışma anındaki kuvvetleri önemli ölçüde absorbe ederek hayat kurtarıcı bir fonksiyon üstlenmektedir. |
| Şekil 10 Uzay kafes hafif gövde ve darbenin sönümlenmesi |
| Çok sayıda eşitliğin çözülmesini gerektirdiğinden, taşıt gövdesinin deformasyon ve enerji absorbe etme davranışı bilgisayar sümülasyonları ile analiz edilmektedir. Bunun için, şasi ve tüm gerekli elemanları dahil, taşıt gövdesinin binlerce elemana bölündüğü sonlu elemanlar yöntemi kullanılır. Öncelikle önemli elemanlar incelenir. Örneğin, uzunlamasına darbe sönümleyici kirişlerin Şekil 11'de görüldüğü gibi akordeon biçiminde deforme olması durumunda absorbe ettiği enerji, eğilmesi halinde absorbe ettiği enerjiden daha fazladır. Bu ise, kirişin uygun tasarımı, levha kalınlığı, kesit biçimi ve yolcu kabini ile taşıtın ön kısmına tutturulma biçimi gibi faktörlere bağımlıdır. |
| Şekil 11 Akordeon biçiminde deformasyon (5) |
| |
| Direksiyon sütununun üst ucunun arkaya doğru maksimum yer değiştirme miktarı yasal olarak sınırlandırılmıştır. Uzunlamasına ve yanal çarpmalarda deforme olabilmesi için, direksiyon millerinin alt kısımları katlanabilir üniversal mafsallı, muhafazaları yarıklı veya körüklü vb. yapılmaktadır. |
| Karşıdan çarpmalarda sürücünün ayağındaki baskıyı ve muhtemel bacak hasarlarını azaltmak üzere pedal serbest bırakma sistemleri (PRS - pedal release system) kullanılmaktadır (17). Yolcu tutucu sistemler de ergonomik olarak tasarlanmalıdır. |
| Kaza sonrasında taşıtın yanma riskini azaltmak için yakıt deposunu korumak üzere ön deformasyon sacı kullanılmakta, yakıt boruları deformasyon bölgesi dışına alınmakta, ayrıca, yolcu bölümündeki yangın tehlikesini azaltmak üzere, yanmaya karşı dirençli malzemeler kullanılmalıdır (18). |
| Çarpışmalarda güvenlik artırıcı sistemlere çok ihtiyaç vardır. Ancak, taşıtların yapısal tasarımları sadece güvenlik temeline dayandırılmamaktadır ve ayrıca, birçok tasarım amacı birbirleriyle çatışabilmektedir. Örneğin özellikle aracın ön darbelere karşı mukavemetli olması için, ön kısmı ile yolcu bölümü arasında deforme olabilen fakat sağlam bir bağlantı olması istenmektedir. Bu bağlantının ses geçirgenliği ise istenmeyen bir durumdur. Çünkü, motor sesi bu ses köprüsü vasıtası ile yolcu bölümüne iletilmekte ve şartlara bağlı güvenliği olumsuz yönde etkilemektedir. Günümüzde, amaçlanan bu tasarım karmaşalarının çözümü, bilgisayar simülasyonları yardımıyla olmaktadır. |
| 3. SONUÇ |
| Trafik güvenliği, insan, taşıt ve yolun sağlıklı etkileşimine bağımlı çok yönlü bir konudur. Ülkemizde 1997 yılındaki kazaların % 97,3 'ü, sürücülerin kişisel hatalarından kaynaklanmıştır (2). Bu nedenle, güvenli ve verimli bir trafik düzeninin sağlanması için çözümlenmesi gereken esas problem, çeşitli ve çok sayıdaki taşıt kullananların eğitimidir. |
| Çarpışmalar saniyenin kesirleri kadar kısa sürelerde bitmektedir ve açığa çıkan enerji çok büyüktür. Çarpışma anında sürücü ve yolcunun araç iç parçalarına çarpmasını engellemek ve herhangi bir dış ve iç yaralanmaya sebebiyet vermemek üzere kullanılan hava yastığı ve emniyet kemerinin tek başına ve birlikte kullanılmaları durumundaki yaralanma riskleri, hava yastığıyla % 18, emniyet kemeriyle % 42, ikisinin birlikte kullanılmaları durumunda ise % 46 kadar azalmaktadır (15). Bu yüzden, sürücü ve yolcu sınırlama sistemleri mutlaka kullanılmalı, taşıtta bulundurulması ve kullanılması yasal zorunluluk olmalıdır. |
| Kazaların şiddeti birinci derecede taşıt hızı ile ilişkilidir. Taşıtların kinetik enerji değişimleri ve dolaysıyla kazaların şiddeti hızın karesinin fonksiyonu olduğundan, trafikteki hız sınırlamalarına mutlaka uyulmalıdır. |
| Taşıt imalatçıları, teknolojik gelişmelere paralel olarak kazalara neden olabilecek sürücü kusurlarını en aza indirmek üzere yoğun çaba harcamakta, çeşitli akıllı sistemleri uygulamaya sokmaktadırlar. Bu sistemlerin etkinliği ölçüsünde sürücü istese de bazı hataları yapamayacaktır. Ancak, taşıt güvenlik sistemleri ne kadar verimli ve ne kadar akıllı olurlarsa olsunlar, güvenli kullanım alışkanlıklarının yerini alamayacaklarından, trafik güvenliğindeki en önemli faktörün, insanların bu konuda bilinçlendirilmesi olduğu söylenebilir. |
|
|
|
|
|
|
|
|